Yazılar

DOĞUM SONRASI KARŞINIZA ÇIKABİLECEK RUHSAL SORUNLAR

Bebek sahibi olmak dünyanın en güzel duygularından biri. Ancak ebeveyn olmak, tümüyle size bağımlı, savunmasız bir varlığın sorumluluğunu üstlenmek sanıldığı kadar kolay ya da içgüdüsel olarak üstesinden gelinecek şeyler değil. Bebekler de kullanma kılavuzu ile gelmediğine göre, önceden bilgilenmek en iyisi.

Bebek bakımı, beslenmesi, lohusalık konusunda çocuk doktorunuz size ayrıntılı bilgi verecektir. Ben burada daha az bilinen ve olağan bir durum olduğu düşünülerek destek aranmayan, annenin ruhsal durumunu ve bebeğin gelişimini etkileyen psikiyatrik bozukluklardan söz etmek istiyorum.

ANNELİK HÜZNÜ

Bunlardan ilki  ve en sık görüleni “ANNELİK HÜZNÜ” denilen durum. Genellikle bebeğinizin doğumundan 2-3 gün sonra ortaya çıkar ve en çok 1-2 hafta içinde sonlanır. Huzursuzluk, gerginlik, sinirlilik, nedensiz ağlama, uyku ve iştah problemleri, hiçbir şeye yetememe ve bebeğe yeterli bakımı veremeyeceği endişeleri belirgindir. Gün içinde çok mutlu olma ile, kendini kötü ve yorgun hissetme arasında kısa süreli duygusal dalgalanmalar vardır.

Bu tablo doğum sonrası hamilelik hormonlarınızın ani azalmasına bağlı ortaya çıkar. Ayrıca bebeğin doğumu ile değişen günlük yaşam ve uykunuzu alamama duygusal uyumu bozar. Üzerine bir de bizim kültürümüzde bolca rastladığımız iyi niyetli ama anneyi yetersiz hissettiren “sütün yetiyor mu, bebek aç mı, üşüdü mü, yok yok terledi, uykusu, kakası” müdahaleleri tuzu biberi olur.

Burada akılda tutulması gereken şey, sizin ve yeni bebeği olmuş annelerin % 80’inin buna benzer duyguları hissedebileceğiniz. Yani yalnız değilsiniz. Bebeğinizin bakımında ustalaşıp, uyku ve beslenmeniz biraz düzene girdiğinde, kendinize ufak molalar yaratma ve doğru desteği alma konusunda ustalaştığınızda sorununuz kendiliğinden ortadan kalkacak.

DOĞUM SONRASI DEPRESYON

Bir diğer sorun DOĞUM SONRASI DEPRESYON…  Bu durum, annelik hüznünden oldukça farklı ve çok daha ağır bir tablo. 5-7 anneden birinde görülür, doğumdan birkaç hafta sonra başlar ve bir seneye kadar uzayabilir.

Bu hastalıkta yoğun mutsuzluk, hiçbir şeye ilgi ve istek duymama, boşluk hissi, donukluk, öfke, sinirlilik, aşırı ağlamalar vardır. Uykululuk, uyuşukluk hali olsa da uyumakta zorluk çekilir, genellikle iştah ta bozulmuştur. Nedensiz suçluluk hissetme, kendine veya bebeğe zarar verme düşünceleri ortaya çıkabilir. Anne bebeği ile adeta takıntılı şekilde uğraşır, ya da bağ kuramaz.

Kimler daha fazla risk altında derseniz, daha önce depresyon geçirmiş olanlarda, evliliklerinde sorun yaşayanlarda, istenmeyen gebeliklerde, bebeğinde sağlık problemi ortaya çıkanlarda, yakın dönemde kayıp yaşayanlarda ve çevresinden destek göremeyen annelerde daha fazla görülür.

Depresyondaki anne, duygu ve düşüncelerinden utanç duyduğu, bu düşüncelerinin hastalık nedeniyle ortaya çıktığını bilmediğinden belirtileri çevreden saklamaya çalışır. Aile bireyleri de durumun annelik hüznüne ya da annenin yeterince çaba göstermemesine bağlı olduğunu düşündüğünde tedavi gecikebilir.

Bu hastalığın “yetersizlik veya iyi anne olmamanız” ile alakası yoktur. Düzenli psikoterapi ve/veya sütle bebeğe geçmeyecek ilaç seçimi ile tablo kontrol altına alınır, tekrar sağlığınıza kavuşursunuz.

Doğum sonrası depresyon tedavisi için en önemli adım hastalığın farkına varılmasıdır. Bu konuda aile bireylerine, arkadaşlara önemli bir görev düşer. Çevrenizde sıkıntı yaşayan yeni anne var ise, onu bir profesyonele danışma konusunda cesaretlendirmeniz, annenin sağlığı ve bebeğin gelişimi açısından büyük değer taşır.

Yukarıda değindiğim tarzda sorunlarınız olsun olmasın ebeveynlik zor iş. Bebekle birlikte yaşamınız hayal etmediğiniz ölçüde değişecek. Bunun içinde kendinize hata yapma payı da ayırarak, bu harika deneyimi yaşayın. Bırakın eviniz dağınık kalsın, siz ve eşiniz bebeğiniz hızla büyürken bunun keyfini çıkarın.

 

Sosyal Medya’dan bizi takip edebilirsiniz…

Depresyon