Sosyal Fobi

Sosyal fobi, kişinin başkalarının kendisine bakabileceği, yargılayacağı kaygısı ile sosyal ortamlardan aşırı şekilde korkmasıdır. Kişi küçük düşme endişesi ile bu ortamlardan kaçınır. Genel tuvaletlere giremez, ortak alanlarda yemek yiyemez, yazı yazamaz, hatta imzasını bile atamaz.

En iyi bilinen spesifik S. fobi kişinin topluluk önünde konuşmaktan korkması olan “sahne fobisi” dir.

Evrimsel olarak 8-18. aylarda ortaya çıkıp, azalarak normal sosyal anksiyeteye dönüşen yabancı anksiyetesinin devamı olduğu düşünülmektedir.

İkiz çalışmaları ile genetik yatkınlığın önemli olduğu, ancak çevresel faktörlere ya da yaşanan travmalara bağlı gelişebileceği ortaya konmuştur.

İnsanlarla doğrudan ilişki gerektiğinde, özellikle kendinden üst düzeyde veya karşı cinsten birisi ile konuşurken yoğun çarpıntı, mide bulantısı, barsak hareketlerinde artma, terleme ve kızarma belirtileri ortaya çıkar. Ufak bir kızarma, çok büyük olarak algılanır. Yine diğer kişiler tarafından algılanmayan ufak bir problem büyük bir reddedilmişlik ve utanç hissi yaratır, kişi kendini giderek kabuğuna hapseder.

Toplumda en yaygın psikiyatrik bozukluklardan biridir. Yaşam boyu prevalansı %33 olarak bulunmuştur.  Bazı toplumlarda utangaçlık gibi görülmesi veya çocukluk çağında söz alarak konuşulmanın  engellenmesi, susturulması sonucunda daha yaygın görülür.

Kişiler korkularının abartılı ve gerçekçi olmadığını bildikleri halde aynı duyguları yaşamaktansa, geri çekilmeyi tercih ederler. Bazı kişilerde ise anksiyeteyi kontrol altına alma amacı ile alkol kullanımı artabilir.

Bu kadar rahatsız edici ve kısıtlayıcı olmasına karşın S. fobide tedavi arayışı nadirdir. BDT teknikleri başarıyla uygulanabilir, ancak her hastalıkta olduğu gibi iyileşme adım adım gerçekleşir ve kişinin tam katılımı, teknikleri uygulaması gerekir.

Düzenli uygulanan terapi teknikleri ile tedavi şansı %85’in üzerinde olup, tedavi sonrası yaşam kalitesi çok yükselir.

Psikiyatrist, Doktor Sibel Üner

Psikiyatrist Dr. Sibel Üner