Depresyon

Depresyon oldukça yaygın (%20 oranında) , sıklıkla tekrarlayıcı, ama tedavi edilebilirliği yüksek bir hastalıktır. Pratisyen hekime en sık başvurulan 5. hastalık grubudur. Değişik biçim ve şiddette karşımıza çıkabilir.

Major depresyon ağır seyreden ve tekrarlayıcı bir formdur. Şikâyetler en az 2 hafta suresince mevcut olup, kadınlarda görülme sıklığı erkeklere göre iki kat fazladır.

Major depresyonda sabahları yorgunluk, güçsüzlük ve mutsuzluk hissi belirgin olup gün içinde hafif düzelme gösterir. Bu kişilerin ailelerinde de depresyon oranı yüksektir ve genetik geçişten söz edilebilir.

Bazı depresyon tipleri mevsimsel özellik gösterebilir ya da doğum sonrası dönemde ortaya çıkabilir (post partum depresyon).

Depresyonun bir diğer formunda Major depresyona göre daha hafif bir seyir söz konusudur (Distimi). Depresyon uzun süreli stres, sevdiği bir kişinin kaybı, kronik hastalıklar ve kanserde sıklıkla bu tabloya eşlik edebilir ve görünümü ağırlaştırır. Bu durumda fiziksel hastalığın da tedavisinde zorluk ve uyum bozukluğu yaratır.

Depresyon, unutkanlık, dikkat ve konsantrasyon bozukluğu nedeniyle yaşlılarda sıklıkla Demans (bunama) ile karıştırılabilir. Hastanın depresyonu tedavi edildiğinde demansa bağlı zannedilen semptomlarda belirgin düzelme olduğu ve yaşlının tekrar yaşama katıldığı gözlenir.

Çocuklarda ve ergenlerde ise sanıldığından sıktır. Bazı semptomlar yetişkinlerle aynı olmakla birlikte genellikle çocuğun o zamana kadar göstermediği davranışlarının arkasına gizlenmiştir. Aile-arkadaş ilişkilerinde bozulma, okul fobisi, okul başarısında düşme, irritabilite ve kavgacılık, bazı vakalarda alkol-madde kullanımı bize depresyonu anımsatmalıdır.

Depresyon bazı kişilerde somatik (bedensel) belirtilerle ortaya çıkar. Kronik, gezici nitelikte ağrılar, kas spazmları, uzun süreli sindirim sistemi problemleri, bir türlü regüle edilemeyen hipertansiyon ve diyabet problemlerinde maskelenmiş bir depresyon düşünülmelidir. Depresyonu olan hastaların yaklaşık yarısının psikiyatri dışı branşlara başvurduğu, ve tedavi almalarının geciktiği bilinmektedir.

Depresyon yüksek oranda tedavi edilebilen bir hastalıktır. Hastaların %80`inden fazlası antidepresan tedavi, psikoterapi ya da kombine tedaviye yanıt verir. Ancak tedavi edilmeyen depresyon yüksek düzeyde iş gücü ve fonksiyon kaybına, bazen da suisit girişimi ile yaşam kaybına neden olabilir.

Neyse ki günümüzde etiketlenme korkusunun azalması ve bu konuda bilinçlenme sonucunda psikiyatriste başvuruların artması ile bu tür komplikasyonlar azalmıştır.

Psikiyatrist, Doktor Sibel Üner

Psikiyatrist Dr. Sibel Üner